← Yazılara dön
15.09.2026 · Mert Soylu

Sessizliğin terapideki yeri

Terapide konuşulanlar kadar, konuşulmayanlar da bir şey anlatır. Bir cümlenin ortasında gelen duraksama, bir soruya verilemeyen yanıt, odayı dolduran o ağır sessizlik — hepsi, kelimelerin henüz ulaşamadığı bir yere işaret eder.

Çoğu zaman sessizliği bir boşluk gibi yaşarız; doldurulması, bir an önce kapatılması gereken bir aralık. Oysa terapötik ilişkide sessizlik, düşüncenin kendine yer açtığı andır. Acele etmeden beklediğimizde, çoğu kez tam da kaçındığımız duygu yüzeye çıkar.

Sessizliğe tahammül edebilmek, aslında kendine tahammül edebilmenin bir biçimidir. Birlikte sustuğumuz o anlarda, çoğu zaman en gerçek cümleler kurulur.