← Yazılara dön
Mükemmeliyetçiliğin sessiz bedeli
Mükemmeliyetçilik dışarıdan çoğu zaman bir erdem gibi görünür. Disiplinli, başarılı, titiz... Oysa içeriden bakıldığında, durmaksızın yetersiz hissettiren yorucu bir döngüdür. Ne yaparsak yapalım, hep daha iyisi mümkünmüş gibi hissederiz.
Bu örüntü genellikle değerimizi performansımıza bağlamayı öğrendiğimiz bir geçmişe dayanır. Hata yapmak, sadece bir yanlış değil, kim olduğumuza dair bir tehdit gibi yaşanır. Bu da sürekli bir tetikte olma haline yol açar.
Yeterince iyi olmak, mükemmeliyetçiliğin karşıtı değil; ona şefkatli bir alternatiftir. Terapide, başarısızlık korkusunun altındaki ihtiyacı görmeyi ve kendimize daha insani bir ölçü tanımayı çalışırız.
Bu örüntü genellikle değerimizi performansımıza bağlamayı öğrendiğimiz bir geçmişe dayanır. Hata yapmak, sadece bir yanlış değil, kim olduğumuza dair bir tehdit gibi yaşanır. Bu da sürekli bir tetikte olma haline yol açar.
Yeterince iyi olmak, mükemmeliyetçiliğin karşıtı değil; ona şefkatli bir alternatiftir. Terapide, başarısızlık korkusunun altındaki ihtiyacı görmeyi ve kendimize daha insani bir ölçü tanımayı çalışırız.