Bir kaybın ardından gelen acıya, onu hızlandırmadan birlikte yer açıyoruz.
Yasın bir takvimi yoktur; "şimdiye kadar geçmeliydi" diye bir kural da. Terapide acını bir an önce geçirmeye değil, ona tanıklık etmeye odaklanıyoruz.
Kaybettiğin kişiyle ya da şeyle bağını koparmak değil, o bağı taşınabilir bir biçime dönüştürmek üzerinde çalışıyoruz. Hatırlamak, iyileşmenin karşıtı değildir.
Kendi hızında, kendi diliyle yas tutabileceğin güvenli bir alan kuruyoruz. Burada acelemiz yok.
Beklenmedik, ani ya da sarsıcı kayıpların ardından, parçaları birlikte topluyoruz.
Ölüm dışındaki kayıplar da yas ister: bir ilişki, bir sağlık, bir hayal.
Kaybın ardından hayata yeniden, ama bu kez taşıdığınla birlikte bağlanmak.
Yazmak bile bazen ilk adımdır. Bilgilerini bırak, en kısa sürede dönüş yapayım. Ön görüşme bağlayıcı değildir.