Yirmili, otuzlu yaşların o "ne yapıyorum ben?" hissiyle çalışıyorum. Kimlik, yön, kariyer ve ilişkiler arasında sıkışmışsan, doğru yerdesin.
Sekiz yıldır ağırlıklı olarak genç yetişkinlerle çalışıyorum. En sevdiğim an, birinin "aslında benim istediğim buymuş" diyerek kendi sesini ilk kez net duyduğu andır.
Yirmili ve otuzlu yaşlar, dışarıdan "özgürlük" gibi görünse de çoğu zaman tam bir baskı dönemidir: kariyer, ilişki, kimlik, herkesin bir cevabı varmış hissi. Bu baskının altında ezilmek çok yaygın ve hiç de yalnız değilsin.
"Ben aslında ne istiyorum?" sorusuyla, başkasının beklentilerini ayıklayarak çalışıyoruz.
Doğru kararı değil, sana ait kararı verebilmenin üzerinde çalışıyoruz.
"Bu yaşta bir yerde olmalıydım" baskısıyla, kendi takvimini kurmaya çalışıyoruz.
Kendini sürekli sorgulayan o iç sesi tanıyıp, ona yeni bir cevap kurmak.
Cevap dışarıda değil; sadece henüz sana ait bir dille sorulmadı.
“Can ile çalışmadan önce herkesin benden ileride olduğunu sanıyordum. Artık kendi takvimimle yaşıyorum.”
“Yıllardır verdiğim kararları hep "doğru mu?" diye sorguluyordum. Burada arkasında durmayı öğrendim.”
“Kimliğimi başkalarının beklentileri belirliyormuş. İlk kez kendi sesimi duydum.”
Kafan karışıkken bile yaz; çoğu insan öyle başlar. Bilgilerini bırak, en kısa sürede dönüş yapayım.