
Kaygıyı çoğu zaman yok etmek istediğimiz bir şey olarak görürüz. Oysa kaygı, bir alarm sistemidir; bize bir şeyin önemli olduğunu söyler.
Sorun kaygının kendisi değil, onunla kurduğumuz ilişkidir. Onu bastırmaya çalıştıkça büyür; ona kulak verdiğimizde ise çoğu zaman küçülür.
Alarmı okumak
Kaygı yükseldiğinde kendine sormayı dene: "Bu his bana neyin önemli olduğunu söylüyor?" Çoğu zaman cevap, korktuğumuz şeyin altında yatan değerdir.
Yer açmak
Kaygıyla savaşmak yerine ona yer açmak, paradoksal biçimde onu yumuşatır. Bu bir teslimiyet değil; enerjini gerçekten yaşamak istediğin hayata yönlendirmektir.
Kaygını bir düşman olarak değil, fazla çalışan ama iyi niyetli bir bekçi olarak görmeyi denediğinde, onunla konuşman değişir.