
Hüzün, öfke, kaygı... Çoğumuz bu duyguları "kötü" diye etiketler ve onlardan kurtulmaya çalışırız. Oysa duygular birer haberci gibidir; bize bir şeyin önemli olduğunu söylerler.
Öfke çoğu zaman çiğnenen bir sınırı, hüzün bir kaybı, kaygı ise korunmaya değer bir şeyi işaret eder. Onları bastırmak, gelen mesajı okumadan zarfı çöpe atmak gibidir.
Yer açmak
Duyguyla savaşmak yerine ona yer açmak, paradoksal biçimde onu yumuşatır. "Şu an üzgünüm ve bu da insani" diyebilmek, üzüntüyü daha taşınabilir kılar.
Düzenlemek, bastırmak değil
Duygu düzenleme, duyguyu yok etmek değil; onunla aynı odada kalıp ona kapılmadan davranabilmektir. Bu da öğrenilen bir beceridir.