
Kaygıyı çoğu zaman bir düşünce olarak yaşarız: "ya kötü bir şey olursa?" Oysa kaygı genellikle bu düşünceden önce bedende başlar; bir gerginlik, bir nefes daralması, bir tetikte olma hâli.
Beden, zihinden daha hızlıdır. Tehlikeyi henüz adlandırmadan önce alarma geçer. Bu yüzden kaygıyla yalnızca düşünce üzerinden çalışmak çoğu zaman yetersiz kalır.
Bedeni dinlemek
Kaygı yükseldiğinde kendine sormayı dene: "Şu an bedenimde ne oluyor?" Omuzlar, çene, mide, nefes... Belirtiyi fark etmek, ona kapılmamanın ilk adımıdır.
Sinir sistemini sakinleştirmek
Yavaş bir nefes, ayakların yere değişini hissetmek gibi küçük pratikler, bedene "şu an güvendesin" mesajını verir. Beden sakinleştiğinde, zihin de yavaşlamaya başlar.